Haydi Türkiye, Haydi CHP, Haydi Hayır Bloğu!


Özlem AĞIRMAN/OnurAkayMedya

HAYDİ TÜRKİYE, HAYDİ CHP, HAYDİ HAYIR BLOĞU! YAPABİLİRİZ, DEMOKRASİMİZİ YENİDEN KURABİLİRİZ.

Ak Parti son çeyreğinde, nasıl gideceği de demokrasinin ve geleceğimizin, bekamızın en temel sorusu.


"Ekonomi iyi gidiyor" diyen varsa ,sokağa çıkıp esnafları dolaşsın, desin ki bu ülkede her şey iyi gidiyor, her şey 16 Nisan referandumu öncesine göre daha iyi. Esnafın yüzüne baksın bunları söyledikten sonra gerçek yüzüne bir şamar gibi inecektir. Esnaf tam bir batakta, ekonominin kara dalgaları artık saklanamayacak şekilde toplumun tüm varlığını yok ediyor.


"Terör artık eskisinden daha az can alıyor. Devlet duruma hakim " diyen kim varsa son şehitlerimizin anaları, kardeşlerine söylesin bu cümleyi. Desin ki 16 Nisanda "evet verin terör olmayacak" derken, bu hükümetin bir bildiği varmış. Akan kanın, süren çatışmanın ve kazanmak için söylenen yalanların cevabını gözü yaşlı analara hesap verilsin.


"Dış politikamız çok başarılı, komşularla artık iyi geçiniyoruz, ticaretimiz büyüyor, turizm eski çizgisine geldi." Diyen varsa sokağa çıksın bu soruyu sorsun. Suriye bataklığına balıklama dalanlar şimdi hızlarını alamadılar Katar bataklığına balıklama daldılar. Bursa şehrimiz kadar bir ülke olan Katar için geleceğimizi, ülkemizi tehlikeye sokuyorlar. Gerçekte Katar için değil kendi emelleri, bekaları için ülkemiz geleceğini feda ediyorlar.


"Karneler alındı, öğrenciler de öğretmenler de mutlu, eğitim sistemimiz geleceğimizin güvencesi" diyen varsa bunu öğrencilerimizin, öğretmenlerimizin yüzüne bakarak söylesin. Cevabını hemen alacaktır. Gerçekte ortada sistem diye bir şey bırakmadılar ve artık konuyu kim toparlayacak onu da bilemiyorlar. Öğretmenler Fetö soruşturması adı altında yargı kararlarına dayanmadan işten el çektiriliyor, boşluk büyüyor atamalar gerçekleşmiyor. Devlet eğitim sistemini koruyup geliştirmek bir yana çürümesinin önüne geçemiyor.


İç barışımız büyük hata ve yanlış politikalar sonucu getirilen Suriye ve Afganlı mültecilerin oluşturduğu kaos, belirsizlik içinde tehlikede. Hükümet bile yaptığı anlaşmayla ülkemizi kalıcı şekilde mülteci mezarlığına çevirdi, onlara kendi vatandaşlarının önünde haklar verdi. Hem haksızlıklara yol açtı hem de AB ile yapılan anlaşmanın karşılığı olan 3 Milyar Euro`yu Avrupa dan soracak durumda değil. Çünkü bu parayı alabilmek için kabul edip imzaladığı koşulları, alt yapıyı oluşturamıyor. Demografik yapımız şehirlerde ve küçük yerleşim yerlerinde hızla çoğalan mülteciler nedeniyle bozuluyor.


Sorunlar büyük ve esnafı vuruyor. Esnaf vergi vermeyen yeni rakiplerine, öğrenci kendisinin sınavla girdiği üniversitelere sınavsız giren mültecilerden rahatsız, barut fıçısı. Hükümet gelinen noktadan, çatışma potansiyelinden rahatsız değil. Başarısızlığını gizleyecek çatışmaları körüklemekten çekinmiyor, hatta teşvik ediyor. Ülkemiz toplumun sağduyusu ve deneyimleri ile ayakta duruyor, dayatılan çatışma ortamına, kayıpları olsa da bilinçli olarak girmiyor.


Bu saydıklarımızı herkes görüyor, Ak Parti ve onun hukuksuz, anayasa delici genel başkanının ve iktidarının siyasette son çeyreğini yaşadığını anlıyor. Mesele 15 yılda çirkinlik, yanlışlar ve yalanlarla dallanıp budaklanan Ak Partinin giderken, iktidarını terk ederken zarar verme boyutlarını kısıtlı tutmak. Bu çok önemli, barışçıl ve demokrasi ekseninden vazgeçmeyen mücadele şeklini sürdürmeliyiz.Bu belki Ak Partiyi bir süre daha iktidarda tutar ama ülkemize olan zararını en az seviyeye çeker.


Bu coğrafyada bizi koruyacak tek şey demokrasimiz, hoşgörümüz, bölünmememiz ve sükûnetimiz olacaktır. Şayet gelinen nokta bir iç kavgaya yol açarsa, çok hızlı ve kısa sürede Irak, Mısır,Suriye`ye benzememiz mümkün. Bu benzeşmeden bizi alıkoyan tek şey yüzlerce yıllık devlet, toplum geleneğimiz ve toplumun sağduyusudur. Sorumluluk duyan herkes bu sağduyuyu korumakta özenli olmalıdır. Ak parti iktidarı mutlaka ama mutlaka gidecektir, bu gidiş doğru zamanda ve demokrasi içinde olmalıdır.


Ak Parti gitsin ama halkı sömürmekte sıra benim diyen emperyalistlerin desteklediği yeni çıkar gruplarına izin vermemeliyiz. Ak Parti demokrasi yolu ve ilk sandıkla, 16 Nisan da oluşan hayır bloğunun büyümesiyle, genişlemesiyle gitmelidir. Bu örnek hem bizim kurtuluşumuz hem de bölge devletleri için önemli bir örnek olacaktır.


Hayır Bloğunun çatısı CHP`nin de, artık sorumluluklarını daha çok hissedeceği, hissettireceği bir çalışma, örgütlenme modeline dönmesinin zamanı gelmiştir. 16 Nisan referandumunun hemen ertesinde girilen kurultay süreci, CHP`yi içe dönük mücadelenin merkezi yapmamalıdır. Böyle bir tezgaha yol açan, seçim ve aday sürecinin fitilini ateşleyen değişik mertebelerde insanlara meydan ve fırsat verilmemelidir.


CHP bütünlüğünü koruyarak, Ak Partinin yıkılış, iktidarı kaybediş sürecinde milletin güvenini hızla kazanmalı, daha geniş kitleleri kapsayıp örgütleyecek model geliştirilmeli ve ana başlıklarda yeni politikalar üretecek çalışmaları hızla yapılmalı ve politikalar belirlenmelidir.


Atatürk`ün Cumhuriyetin ilanından itibaren yapmaya başladığı ekonomik ve toplumsal eylem modeli incelenmeli ve bunların günümüzdeki karşılıkları yapılmalıdır. En geniş şekilde ekonomi, eğitim, dış politika, iç güvenlik kongreleri toplamalı ve toplumun her kesimine güven verecek şekilde geleceğimizin planları bu çalışmalarda masaya yatırılmalıdır.


Bizi geleceğe taşıyacak sosyal demokrat politikalar, vaatler, bütün ayrıntıları ile topluma iletişim yolları ile yayılmalı, parti içi gevşekliğe, rehavete izin verilmemelidir. Örgütler delege avı ve ağalığına kurban edilmemeli, toplumla ilişkiler sadece siyaseten değil her alanda kurulmalıdır.


Örgütler mahallelerde milletin derdine derman olacak organizasyonlar oluşturmalı, projeler geliştirmeli, zor durumda olan ekonomik olarak artık bitmiş vatandaşlarımıza destek olmalı, çareler üretmelidir. İmece usulü yeniden canlandırılmalı, kooperatif ve işletme modelleri desteklenmeli, öncü olunmalı her yörenin özelliğine göre köyler ve kentler bu modellerle beslenmelidir.


CHP`li Belediyeler oluşturacakları yoksul marketleri ve evlerine doğrudan köylerden, çiftliklerden ürünler getirip aracısız halka sunmalı, üreticinin ürününü halkla buluşturacağı, üretime katılacağı katılımcı yerel modeller özendirilmelidir. Mahalle meclisleri, forumlarla toplumu gelişmelere karşı bilinçlendirecek çalışmalar yapılmalı, çocukların eğitim eksikleri kurulacak merkezlerde gönüllü öğretmenlerle giderilmelidir.


Şehirlerde ve yerleşim yerlerinde hızla yurtlar yapacak, eğitim kurumları oluşturacak modeller geliştirilmeli ve fakir halkın cemaatlere teslim olmasının önüne geçilmelidir. Büyük varlık sahibi vakıflar ve topluluklar bu yönde teşvik edilmelidir.


Var olma mücadelemizin silahla, kanla ölümle olmasının önüne geçmek istiyorsak aydınlanma, eğitim ve örgütlenmeyi öne almak, CHP`nin toplumun en geniş kesimlerini kapsayacak bir çatı olmasını sağlamak zorundayız. Bunu gerçekleştiremez isek Ak Parti mutlaka gidecektir ama yerine ondan daha büyük sorunlar oluşturacak hiç bir zaman istemeyeceğimiz, hak etmediğimiz baskıcı çözümler devreye girebilir.

Tarih: 11.06.2017 14:07